|
||
|
İran’da İsyancıların Akan Kanının İntikamını Mücadeleye Öncülük Eden İşçi Sınıfı Alacaktır! |
İran'daki ayaklanma, İran burjuvazisinin 47 yıldır işçi sınıfına karşı çıkarlarını korumak için kullandığı teokratik rejim tarafından acımasızca bastırıldı.
Düzinelerce şehirde “Hamaney'e ölüm!” sloganları haykıran on binlerce genç, kadın, işçi, öğrenci ve çarşı esnafının katıldığı gösteriler ve bazı durumlarda baskıcı güçlerin ezildiği, üyelerinin öldürüldüğü şiddetli çatışmalar dahi yeterli olmadı. Rejim, ne kadar güçsüzleşirse güçsüzleşsin, giderek radikalleşen ayaklanmaların şoklarını atlatmasına yetecek toplumsal temele sahiptir.
Bu toplumsal temel, Çin ve Rus emperyalizmi tarafından desteklenen, petrol gelirleri ve diğer kapitalist faaliyetlerle beslenen askeri ve paramiliter güçlerin çıkar ağları üzerine kurulmuştur.
Ayetullahların cüppelerinden Bolivarcı sahte sosyalizme, demokrasiden sahte Çin sosyalizmine dek, askeri ve ekonomik güçlerin iç içe geçtiği, giderek merkezileşen, kısacası kapitalizmin yaşlılık ve çürüme aşamasının karakteristik özelliklerini gösteren devlet güçleri, farklı durumlara göre giydiği farklı ideoloji pelerinleriyle kendini gizlemektedir, ancak altta yatan, kapitalist rejimlerin gerçek doğası olan faşizmdir.
İran'da da, işçi sınıfı sınıf sendikalarında örgütlenip, şirketler, sektörler ve bölgeler arasındaki ayrımları aşmış ve ulusal kapitalist ekonomiyi sonuna kadar bloke edecek bir genel grev yapana kadar, isyanlar rejim barajına çarpan dalgalar misali devam edecek ve gençlerin, kadınların ve proleterlerin büyük fedakarlıklarını boşa çıkaracaktır.
Ayetullah rejimini destekleyen ve görünüşte ona karşı çıkan emperyalist güçlerin ortak amacı, İran işçi sınıfını baskı altında tutmak ve onun mücadeleye önderlik etmesini engellemektir.
Bu nedenle ABD ve İsrail, monarşist muhalefeti destekliyor ve isyancılara büyük destek beyanlarında bulunuyor: Bu şekilde isyanı zayıflattıklarını biliyorlar, çünkü rejimin, isyanın kötüleşen yaşam koşullarının ve tüm sivil, sendikal ve siyasi özgürlüklerin onun tarafından reddedilmesinin bir sonucu değil, dış güçlerin kurduğu bir komplonun sonucu olduğu yönündeki anlatısını pekiştiriyorlar! Trump isyancıları destekleyen açıklamalar yaptıkça, isyancılar cellatlar tarafından rahatça asılıyor ve polisler onları sokaklarda istedikleri gibi vurabiliyor.
Rejimin işçi sınıfı önderliğinde devrilmesi durumu, Ortadoğu genelinde sınıf mücadelesinin kıvılcımını yakma potansiyelinden dolayı, ABD emperyalizminin çıkarlarına hiç bir şekilde uymamaktadır. Aslında, bölgedeki hiçbir rejim isyancılarla en ufak destek vermemiştir, toplumsal isyanın yüzünü kendilerine çevirmesinden korkuyla titremektedirler.
Ancak ABD, İran proletaryasını ezmekle ve terörize etmekle yükümlü olan, Şii din adamlarının da önemli bir parçası olduğu baskı aracının olduğu gibi korunacağı, isyan hareketinin en gerici partilerin egemenliği altında sömürüleceği ve yalnızca petrolün, doğal gazın ve diğer gelirlerin Çin’den uzaklaştırılacağı bir “değişimi” arzulamaktadır.
Bu tıpkı, polis ve silahlı çeteler Karacas sokaklarında devriye gezerken, Bolivarcı sahte sosyalizmin rejiminin liderini direnmeden teslim edip petrol üzerine yeni anlaşmalar için masaya oturduğu Venezuela örneğine benzemektedir.
İran'da olduğu gibi dünyanın geri kalanında da işçi sınıfının, ister demokratik ister otoriter olsun, müttefiki olan hiç bir rejim yoktur, çünkü maskelerinin ardında hepsi kapitalist rejimlerdir. Onun tek müttefiki bütün ülkelerin işçileridir, işçi sınıfının enternasyonal birliğidir. İşçi sınıfının tek kurtuluş yolu, Avrupa’daki tüm kapitalist devletlerin ve ABD siyasetinin gösterdiği gibi, kendi doğalarının aldatıcı bir yanılsaması olan demokrasi değil sosyalizm, yani kapitalizmi aşmayı hedefleyen komünist programdır.
Dünyanın geri kalanında olduğu gibi, İran işçi sınıfı da, komünizmin çarpıtılmalarıyla dolu, başta Stalinizm olmak üzere, bir asırlık karşı devrimin ideolojik karmaşasını ortadan kaldırarak, enternasyonal komünist devrimin partisiyle yeniden bağlantı kurmalıdır. Zira 1979’da İran’da sahte bir anti-emperyalizm adına, Tudeh Partisi’ni Humeyni ile birleşik cephe kurmaya, bir intihar taktiğine, sürükleyen Stalinist karşı devrimdir.
Bugün, bu taktiğin takipçileri, İran ayaklanmasına çamur atanların ve celladı aklayanların ta kendileridir. Sadece ABD ile ittifak kurmuş devletleri emperyalist olarak tanıyan, Çin önderliğindeki küresel ve bölgesel güçleri göz ardı eden anti-kapitalizmden yoksun anti-emperyalizm, işçileri III. Dünya Savaşı'na itmek için yanıltıcı bir propagandadan başka bir şey değildir.
İran'daki işçi sınıfının mücadelesi, dünya çapındaki işçiler için hayati öneme sahiptir, çünkü bu mücadelenin zaferi, Orta Doğu'da İsrail ile İran arasındaki çatışmadan beslenen emperyalist savaş makinesine ağır bir darbe indirecektir. İsrail rejimi, dış düşman heyhulasıyla kendi iç muhalefetini bastırırken, Ayetullah rejimi ise hem kendi sınırları içindeki etnik azınlıkları ezmekte, hem Filistinlilerin uğradığı zulmü kendi çıkarına kullanarak emperyalist politikasının pençelerini Akdeniz'e kadar uzatmaktadır.
Yaşasın İran’daki işçi sınıfı mücadelesi! Bu mücadelenin tüm
Ortadoğu’ya yayılması için!
Yaşasın İran, İsrail, Filistin ve kalan tüm ülkelerdeki işçilerin
enternasyonal birliği!
Her türlü milliyetçiliğe ve emperyalist savaşa karşı, işçilerin
birincil düşmanı kendi burjuva rejimleridir!